İmamoğlu'na yönelik operasyon hazırlığı 2023 yılında başlamıştı. Operasyonun zamanlaması Suriye'deki gelişmeler ile simetrikti. İmamoğlu'nun Cumhurbaşkanı adayı olma aceleciği dosyalardı... YouTube kanalımızda operasyonun iç politikasındaki bütün kronolojisini ve enstrumanları deşifre ettik.
Peki ya Uluslararası yönü? Gelin birlikte 2023 seçimlerinden bugünlere İmamoğlu'nun AB merkezli örgütlenmesinin kodlarını deşifre edelim.
1) Erdoğan sonrası için "Türkiye'nin Zelenski'si" adayı netti: Ekrem İmamoğlu.
Neden "Zelenski" rolü İmamoğlu'na verilecekti. Çünkü hedef Türkiye'yi Suriye içinde çok büyük kayıplar vereceği savaşa sürüklemek ve finalde Türkiye sınırında üç butik devlet kurdurmaktı. "Nusayri butik devleti", "Arap Sünni butik Devleti" ve "Kürt Butik Devleti".... Bir de Türkiye'nin Güneydoğusunda Özerk yapı kurdurmak.
Bu proje için formül şuydu: Kürtlerin adayı Selahaddin Demirtaş, Türklerin adayı Ekrem İmamoğlu kadrajı oluşturulacaktı. Yani İmamoğlunu Cumhurbaşkanı yapacak hat Selahaddin-Kandil hattı olacaktı.
Zaten İmamoğlu2na iki hat çizilmişti: Selahaddin Demirtaş ve Esed.
Oysa Türkiye'nin 2023 yılından beri hazırlığı Öcalan-PYD hattı ve Esedsiz Suriye idi. Öcalan çağrısı üzerinden örgütün lağv edilmesi ve Şam'a girilmesiydi.
Dolayısıyla, İmamoğlu'nun organize edildiği bu hat, Türkiye'nin Suriye ve ona bağlı "İç Cephe" stratejisini bozan hattı.
O nedenle devlet 2023 seçimlerin itibaren Selahaddin-Kandil hattı ve DEM kuluçkası üzerinden para-kadro örgütlenmesi delillerini topladı.
2) Esed'in muhatabı İmamoğlu kılınacaktı.
Bu proje aslında "Millet İttifakı"na yaptırılacaktı. 2023 seçimlerinde Millet İttifakının "Esed ile çözülür herşey!" temposu bundandı. Suriyelilerin gönderileceği söylemi de bu proje gereğiydi. İmamoğlu'nun en güçlü aday propagandasının da arka planı bu projenin gereğiydi. İmamoğlu'nun İBB başkanı olduğu ilk aylarda İngiltere büyükelçisiyle görüşmesi ve deşifre olunca; " Türkiye tarihinde en fazla büyük elçilerle görüşen benim!" demesi, bu projeye hazır olduğunun ilanıydı. İmamoğlu'nun AB kapsamında seçtiği aracı ülke Yunanistan idi. Neden? Çünkü;
3) İmamoğlu ile adalar konusu AB ve Yunanistan lehine mühürlenecekti.
İmamoğlu AB'nin Cumhurbaşkanı adayı idi. Fakat AB'nin asıl tuzağı AB'deki PKK dokusu ile İmamoğlu arasında kalıcı ilişki kurdurmaktı. İşte İmamoğlu'nun "Kent Uzlaşısı" dediği aslında İstanbul-AB hattını inşa etmekti. Dikkat!... Eş zamanlı olarak İzmir'de Tunç Soyerin "Yunanistan adaları ve İzmir için müstakil "Kanton bayrak ve para basma" önerisi de bu hattın bir halkası idi.
4) ABD'nin de adayı "İmamoğlu" idi. Biden'in "Erdoğan'ı darbe ile değil muhalefet ile destekleyelim" demesini hatırlarsak, en güçlü aday Kılıçdaroğlu değil İmamoğlu idi. Süreci ise FETÖ yönetiyordu. İz sürelim; ABD'de bu operasyon sonrası Trump yönetimine İmamoğlu sorma baskısı da olacak8tır.). Ancak Trump yönetimi Suriye ve bölge konusunda İmamoğlu'nu öngörmüyor. Erdoğan ile çözme önceliği var. Nitekim sözcüye bu soruşturmalar sorulduğunda "Türkiye2nin iç işi" diye geçiştirilmesi bundan.
Peki, İmamoğlu'nun Uluslararası desteği planladığı gibi işleyecek mi? Hayır! Çünkü Türkiye Suriye'deki planında mesafe aldı: "Esedsiz Suriye/ŞAm'a girilmesi" ve Öcalan-PYD hattı üzerinden örgütün lav edilmesi. Risk dursa da Türkiye artık küresel güçlerle masada ve eli kuvvetli.
Geriye tek şey kalıyordu. 2023 yılından beri toplanan delillerin operasyona dönmesi. Peki nereden start verilecekti? Çok net: CHP içinden!...
Önceki yazılarımızda da belirttik. CHP bölündü!...
Peki CHP içinden nasıl bir operasyon gelecekti İmamoğlu'na. Bizim gözlemimiz şu yönde. Esas koordinatör/İmamoğlunu yakan Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP içi yapı ve dolaylı yangına benzin döken Mansur Yavaş!...
Dikkat! Mansur Yavaş'ın Tayvan zamanlamsı ve dönüşte Imamoğlu'na verdiği ilk demeçteki ilk cümleye odaklanalım: " Ben temizim. Banka hesaplarıma bakılabilir. Başkan sıfatıyla ihalelerime bakılsın. Telefon kayıtlarım incelensin!...Bana açılan yüzü aşkın dosyanın yüzünde temiz çıktım kalan beş-on tanesi de araştırılıyor!...". Bu şu demekti: "Ben temizim!... İnşallah İmamoğlu da öyledir!" demeye getiriyor. Fakat "Aday değilim artık!... Ön seçime gidip oy kullanacağım!" diye ekliyor.
( Yeri gelmişken soralım: Peki sizce Mansur Yavaş ön seçim sandığında "Adayım İmamoğlu" diye oy kullanacak mı? Hatta cep telefonuyla İmamoğlu'na oy verdiğini çekip paylaşacak mı? Şahsi öngörüm; şunu yapacak "Benim siyasi yol haritamda değişiklik yok; Adaylık hakkım mahfuz. Fakat destek amaçlı oyumu verdim!..." diye bu sembolik oy vermeyi yapacak... Çekip/veya açıktan göstererek verecek.
- Tabi bu arada illerde-ilçelerde sandık kurulacaksa! Bunun güvenliği ne olacak? Devlet yasak getirir mi! Emin değilim. Tüm sorumluluk CHP'de...)
Üstelik CHP adayı olma işi de iyice karıştı. Çünkü soruşturma CHP belediyelerine sıçrayacak!...
Toplamda sonuç şudur; AB'nin elindeki kart İmamoğlu elden çıktı. AB sembolik demokrasi ayağına hatırlatmalar dışında artık devrede değil. Çünkü soruşturma "Çeşitlenmiş yolsuzluk" ağırlığında.
Peki CHP ve Özel neyin peşinde olacak bu saatten sonra? Çok net: "Alın İmamoğlu'nu... CHP soruşturma kapsamına girmesin! Yani kongre iptal olmasın!... Özel kalsın. Çünkü Özel giderse mevcut yönetim de gider!....Ayrıca para işi bulaşıcıdır; İddianamedeki örgütle her türlü selam-para ilişkisi genişletilecek dosyaya düşme ihtimalini yükseltir. İmamoğlu için kendini riske edecek CHP'li azdır. Çünkü CHP içinde kongre-kurultaydan bu yana zaten bölünmüşlük var.
Ayrıca... Ne CHP ne de seçmeni İmamoğlu için devletle sonu gelmeyen bir sokak mücadelesine girmez/girmeyecektir. Çünkü İmamoğlu CHP'yi kendine hizmete mecbur bir "İmamoğlu amigosu" eşiğine indirmeye kalktı. Hatırıs sayılır CHP'li soruşturmayı beslemek için bildiğini paylaşacak.
Sokak hareketlerini kışkırtacak radikal yasa dışı örgütler dışında; tek güçlü seçenek DEM partisi idi. DEm ise artık Öcalan'ın çağrı sürecinde DEM'leniyor... Fakat sembolik demokratik desteğini verecek. Çünkü bu sefer CHP oylarına DEM talip! Öyle ya; elde silah yoksa; geriye tek güç kalıyor: OY
Son cümle: Soruşturma " Suç Örgüt Lideri" olunca 580 milyar gibi muazzam rakam gündem kılınınca; davanın çok uzun süreceği anlamına geliyor...
O zaman Türk hukuk devleti şuna karar verecek; İmamoğlu'nu salıvermek ve dışarıda iken süreci yönetmek. Bu seçenek çok riskli görülecektir. Fakat devlet aklı "Bakın hukuk devleti var!..." inceliğine girebilir. Ancak ben buna imkan vermiyorum. Tutuklanma ihtimali çok yüksek; Çünkü iddia çok büyük. Suç örgütü liderliği!...
İlk günlerde Uluslararası medya örgütlenerek "Erdoğan'ın rakibi yolsuzlukla suçlandı!" manşeti atılsa bile;
İmamoğlu hem resmi hem saha gerçekliği olarak Erdoğan'ın rakibi değil. Yavaş'ın bile İmamoğlu'na oranla oy farkı daha fazla... "Erdoğan-İmamoğlu" muadilliği işin kamuflaj kısmı.
Vatandaş... dersek. Vatandaş İmamoğlu için CB Erdoğan'ı cezalandırmaz. Vatandaş çözülmesini beklediği ekonomik şartlar ve AK Parti teşkilatının halkla ilişkilerinde düzelme... odaklı.
İmamoğlu için ortalığı ayağa kaldıracak seçmen zaten 2019 yılından beri Erdoğan'ı görmek istemeyen %40 seçmen; bir de 25 yıldır bir kez olsun oy vermemiş en az %25 seçmen. Zaten bu oranın sosyal medyada temposu ve sokak hareketlerinde olması "Görünür muhalefet"e yeterli. Ancak İmamoğlu'nu kurtarmaya yetmeyecek.
İmamoğlu toplumun lideri olmak hayalinde boğuldu. Geriye tek seçenek kaldı: CHP'nin genel başkanı!
Özgür Özel yenilenecek yeni kurultayda "CHP genelbaşkan adayımız İmamoğludur!" der mi? Bence der. Çünkü gidişatın İmamoğlu'na bu şansı bile vermeyeceğinden emin. Çünkü her geçen gün basına sızdırılacak evrak-görüntü-tabe olacak!...