Satranç oynamayı bilenler, bu oyundaki taşların sayı değerlerinide gayet güzel bilirler..Bu oyunda vezir 9 puan, fil 3 puan, at 3 puan, kale 5 puan, piyon 1 puan ve şah ise sınırsız ya da sonsuz puan olarak değer görür...Oyunun en yüksek ve en güçlü taşı şahtır..Şah, mat olduğu anda oyun biter....Bu yüzden oyundaki bütün taşların ve hamlelerin görevi şahı korumaktır..
İşte bu oyundaki şah taşı neyse, insandaki iman taşı odur..Bu oyundaki vezir taşının değeri ne ise, insandaki Ahlak taşının değeri odur...İnsanda iman düştüğü an, kale düşer..Tüm taşlar değerini yitirir... Oyun biter..oyun tahtası kapanır...
Evet..şimdi gelelim asıl mevzuya...Yıllarca bize hicret mevzusu anlatılırken, efendimiz ile hz Ebubekirin yalnız yola çıktığını anlatıp durdular..Hiç ayrıntıya girmediler...Bu konu gündeme geldiğinde mağaranın ağzına yuva yapan güvercinden bahsedilir...Ayakları kuma batan sürakadan bahsedilir..Ama ahlaklı kılavuz Abdullah bin ureykit'den bahsedilmez...Neden bahsedilmez..Çünkü islami hikayeleştirmeyi daha çok sevdiler...Bu yüzden de insanlara islamın hep mucizevi taraflarını anlattılar..Hiçbir zaman işin ahlak boyutundan, gayret taraflarından bahsetmediler..Çünkü, işin o kısmını çokta önemsemediler...Geldiğimiz noktada, evrildiğimiz toplum modeli ortada... Sonuç ortada....
Evet ...Efendimize hicret emri gelir gelmez efendimiz, Hz Ebubekir ile görüşür ve ona güvenilir bir klavuz bulması için telkinde bulunur..Hz Ebubekir Abdullah bin ureykit adında müşrik bir klavuz ile iki binit devesi karşılığında anlaşır... Abdullah bin ureykit müşriktir, fakat işinin ehli..iş ahlakı konusunda taviz vermeyen ehil biri olarak tanınmaktadır... sadece bu kadar değil...bu adam aynı zamanda, gidilecek güzergah üzerindeki tüm gizli sakli yerleri ve tuzakları bilmektedir..Kestirme yolları bilmektedir..işin hilelerini bilmektedir...Aynı zamanda ağzı sıkıdır...gözü toktur...İş ahlakında harama helale riayet eden biridir...İş aktide değer veren biridir....Tek eksiği müslüman olmamasıdır...Tüm bu özelliklerinden dolayı Hz.ebubekir,kendilerine
yol arkadaşı olarak bu kişiyi seçmiştir...
Hz Ebubekir, efendimiz hz. Muhammed, hz ebubekirin azatlı kölesi amir ve Abdullah bin ureykit yola çıkarlar..Ureykit, işi hususunda tüm sanatını konuşturmakta ve şaşırtmaları kullanmaktadır..Güvenli olsun diye,Kestirme yolların aksine, uzun olan yolu tercih etmektedir....hatta hatta, ayak izleri belli olmasın diye, gittiği güzergah üzerindeki bir çobanla anlaşıp, sürüyü ayak izleri üzerine gezdirmektedir...
Bu esnada efendimizin hicret haberi yayılır..müşriklerden ileri gelenler toplanıp karar alırlar..Hz. Muhammedin yerini bildirene 200 deve verileceği duyurulur...Bu haberi Abdullah bin ureykit'de duyar..Ama kulak ardı eder... aslında fakir biridir...ihtiyaçlıdır...Ama ureykit, ahlaklı biridir... Ebubekir ile iki deve karşılığında anlaştığı için, asla bu habere kulak kabartmaz...işine bakar...Nihayet, sekiz gün sonra efendimiz sağ salim medineye varır... Efendimiz, ureykitin iş ahlakına, gayretine ve gözü tokluluğuna hayran kalmıştır..Kendisine yanaşır..Ve onu islamla şereflendirmek ister..Fakat, ureykit, kendisinin atalarının dininden dönmeyeceğini...Bu dürüstlüğünü sahip olduğu iş ahlakına borçlu olduğunu bildirir...Ve mekkeye dönmek üzere oradan ayrılır...Evet...ureykit, satranç oyununa göre en değerli taş olan şahtan , sonraki, dokuz puanlık vezir taşına sahipti...yani ahlaka sahipti...Ama sonsuz değerdeki şaha ..yani imana sahip değildi....Vezirin görevi, şahı korumaktı...ama ureykit oyunun kurallarına göre sonsuz değere sahip olan şaha...yani imana tabii olamadan çekip gitmişti...Efendimizin maddi varlığı ile sekiz gün boyunca şereflenme imkanı bulmasına rağmen,manevi varlığı ile şereflenmeyi reddederek, ayağına kadar gelen ihsanı reddedip çekip gitmişti....Şah, mat olduğu içinde, oyundaki puanı ve değeri kaç olursa olsun...Oyun tahtası kapanmış..İmanla şereflenememiş...şah mat olduğu içinde, nihayetinde değeri sıfırlanmıştı..Keza efendimizin amcası ebu talip'te öyledir...onun islama olan faydalarını.. efendimize olan desteğini herkes bilir..Ahlakını ve edebini herkes bilir...Ama oda inat etmiş, iman etmemiştir..Yani sonsuz değerle değerlenmeden göçüp gitmiştir...şah mat olmuştur...oyun bitmiştir..değer gitmiştir...Hani diyorlar ya;
"Benim kalbim temiz...iman ve ibadet etmesemde cennete giderim diye"...Hepsi hikaye...Kimse kusura bakmasında, ureykit kadar, ebu talip kadar islama faydası dokunmuş insanların bile, sırf iman etmedikleri için cennetten men edildiği yerde, hiç kimsenin iman etmeden,taat etmeden cennete gitmek gibi bir hayali olmasın..Kimsenin kalbi ve ahlakı ureykitten temiz olmasın ...iman yoksa, ihsanda yok .. eğer ki temiz kalp ve güzel ahlak, Allah ile nasiplenmek için yeterli olsaydı peygamber Efendimiz her ikisini de imana davet etmezdi...
Velhaslı kelam; Bu dünya bir satranç tahtasıdır...Tahta üstündeki tüm taşların bir değeri ve amacı vardır..En büyük amaç ise, kendi şahlarını mat ettirmemektir...çünkü hepsi bilirki,kendi şahları mat olduğunda, kendi değerleri sıfırlanır..Eşrefi mahlukatın şahı imanlarıdır...Esfeli safilinin şahları ise şeytandır..Herkes, kendi şahını korumakla görevlidir...Buradaki ayrım şudur; eşrefi mahlukatmısın...esfeli safilinmisin...Karar ver...Hangisisin..Hangi kalenin veziri atı fili yada piyonusun...Karar ver ve yürü...Karşı kalenin şahını mat etmek için yürü...amaçsızca ortalarda dolanma...yürü...kader gayrete aşıktır...yürü...