İBB ilk belediye başkanlığı adaylığında, “Ekrem İmamoğlu çok tehlikelidir. Arkasında çok güçlü mahfiller var…” şeklinde bir yazı yazmıştım ve tespitim doğru çıktı. İmamoğlu’nun normal bir insandan üstün bir tarafı yoktur. Üniversiteyi bile bitirmede başarılı olamamıştır. Zeki biri olmadığı icraatlarıyla tescil edilmiştir. Herhangi bir konuda uzmanlığı veya 560 milyar (eski kurla katrilyon) halkın parasını kendisine ve yandaşlarına peşkeş çekmekten başka başarısı olmamasına rağmen yapılan özel oylamada on beş milyon oy almış, ülkenin bir numaralı gündem maddesi olmuştur. Sokaklar Gezi olaylarına benzer protesto ve yürüyüşlere sahne olmuş, yabancı ajan ve provokatörler ortalıkta kol gezmektedir. Tutuklanmasıyla Türkiye yirmi beş milyar dolar kaybetmiştir. CHP bunu fırsata dönüştürmeye çalışmakta ve Türkiye’yi anarşiye sürüklemek için bütün imkanlarını kullanmaktadır.
Bilindiği gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan da İstanbul Belediye Başkanı iken görevden alınmış, MEB'in okullarda ders kitabı olarak okuttuğu kitaplarda yer alan Ziya Gökalp’in bir şiirini Siirt’te okuduğu gibi saçma-sapan bir gerekçeyle tutuklanmış; üç aylık hapisten sonra yine Siirt’ten milletvekili seçilmiş, partisinin genel başkanlığına getirilmiş, başbakan, akabinde de Cumhurbaşkanı olmuştur.
İnsanın aklına ‘tarih tekerrür mü edecek’ diye geliyor. Oynanan bu oyundan İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı mı çıkacak düşüncesini dışlayamıyor. Yarın, öbür gün davasından ‘dağ fare doğurur’sa bu durum düşünce ve şüphe olmaktan çıkar.
Terörle ‘iritbat ve iltisak’ını ciddiye almıyorum. AKP-MHP ittifakı APO ile ittifak kurar, belediye başkanlığından terör sebebiyle uzaklaştırdıklarını Türkiye Cumhuriyeti adına görüşmelere delege seçerse…İmamoğlu’nun bu suçlanmasının temellendirilmesi zor olacaktır.
Yolsuzluğu ise delil, şahit ve belgelerle tescil edilebilir. 560 milyar (katrilyon), emeklilerin 15 bin Tl. aldığı bir ülkede çok önemli bir meblağdır. Umarım tahsil edilir, emekli ve asgarî ücretlilere verilir.
İmamoğlu ceza alır ve siyasî yasağa tabi tutulsa da bu sürecin AKP aleyhine devam edeceğine inanıyorum. AKP zaten son belediye seçimlerinde hezimete uğradı. Bunun nedeni İmamoğlu değildi. Yaptığı şu dört önemli hatasıydı:
1. İslam’ı deforme etti; içini adeta boşalttı. Yapılan hamasî konuşmalar, verilen demeçler, alınan palyatif önlemler bu gerçeği örtmeye yetmemekte; ‘dindar’ kesimde ciddi rahatsızlıklara sebeb olmakta ve pek çok ‘dindar’ın partiden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Ahlakî çöküş, yolsuzluklar, yandaş kayırmacılığı ayrı bir sorun olarak rahatsız etmeye devam etmektedir. Düşünün bugün insanlar yolsuzluk yapan insanları lanetlemek için değil, onları desteklemek ve savunmak için sokaklara dökülmektedir.
2. Pahalılık. Bu, ‘ortadirek’ vatandaşı bile ciddi şekilde olumsuz etkilemektedir. İşçi ve memura altı ayda bir yapılan maaş artışlarından çok daha fazlasının zam olarak her şeye her gün yansıtılması çok büyük bir taraftar kesiminin güvenini sarsmış ve AKP’den uzaklaştırmıştır. Yandaşlara sağladığı imkânlar ise aysbergin ayrı bir yönü.
3. Baskı. Halk, AKP iktidarının baskıcı bir yönetime dönüştüğü kanaatine varmıştır. Halkın büyük kesimi, gerçekleri dile getirmekten korkar hale geldiği algısına vardığı inkâr edilemez.
4. İstanbul Sözleşmesiyle kadınlara tanınan ‘pozitif ayrımcılık’; ‘Kadının beyanı esastır’ gibi hükümler erkekleri tamamen dışlamış, işlevsiz; hatta kadınların birer kölesi ve kuklası haline getirmiştir ki bu Kur’ân’ın ‘kavvam’ hükmünü inkâr ve ortadan kaldırmıştır.
AKP bunları nasıl telafi edecek ve güç kazanacaktır? APO ile vardıkları anlaşma hala ‘fesh’i getirmemiştir. Getirse bile fazla etkisi olmayacaktır ki vatandaşa göre terör zaten bitmişti.
Sanırım AKP’nin tek ümidi Suriye veya İsrail ile anlaşmalı bir çatışma. Suriye’nin Türkiye’ye ilhak olması veya Türkiye'nin bir şekilde İsrail ile 'horoz dövüşü' yapması AKP’yi tekrar iktidara taşıyabilir.
Olur mu? Bekleyip göreceğiz…