Bugun...


Dr. Mehmet SÜRMELİ

facebook-paylas
HZ. PEYGAMBER’İN SÜNNETİNE VAKIF OLMAMAKTAN KAYNAKLANAN MEAL HATALARI
Tarih: 15-03-2025 14:14:00 Güncelleme: 15-03-2025 14:14:00


Hz. Peygamber (s.a.v.), almış olduğu vahiyleri risaletinin gereği, olduğu gibi tebliğ etmiş ve aynı zamanda gelen vahiyleri hem ezberlemiş hem de vahiy kâtipleri vasıtasıyla kayıt altına almıştır. Almış olduğu hiçbir ayeti gizlememiştir. Zaten böyle bir iddiada bulunan kâfir olur. Çünkü böyle bir iddia hem şeriatın hem de Hz. Peygamber’in masumiyetini inkâr etmektir.

      Risalet görevini hakkıyla yerine getiren Hz. Muhammed (s.a.v.), Yüce Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde ayetleri beyan (tefsir) etmiştir. Beyan görevi, şu ayette belirtildiği üzere Resulullah’ın en temel vazifelerindendir: “وَمَا أَنزَلْنَا عَلَيْكَ الْكِتَابَ إِلاَّ لِتُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي اخْتَلَفُواْ فِيهِ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ” “Biz bu Kitabı sana (ne dediğini anlamadan, öylesine okuyup geçesin diye değil) ancak ve ancak, (Allah’ın gönderdiği vahye teslim olan gerçek Müslümanlardan başka bütün insanların yüzyıllardan beri tüm insanlığın mutluluğa ulaştırılması iddialarıyla) üzerinde tartışıp durdukları konularda (mutlak hakikati ortaya koyarak) insanlığı aydınlatman için ve iman edecek bir topluma, doğru yolu gösteren bir rahmet kaynağı olmak üzere gönderdik. “[1] Kur’an-ı Kerim’e ve hadislere baktığımızda Peygamber’in (s.a.v.), risaletle ilgili dört temel görevinin olduğuna şahit oluyoruz. Bunlar; tebliğ, tebyin, temsil ve teşrii[2] görevleridir.

     Hz. Peygamber (s.a.v.), bu görevlerini en üst seviyede ifa etmiştir. Tebliğ, tebyin, temsil ve teşriye ait uygulamaları bize “Resulullah’ın hadisleri ve sünnetleri” şeklinde nakledilmiştir. Bazı insanlar ön kabullü ve ideolojik yaklaşımlarla hem de kötü niyetli olarak Müslümanların hadis-sünnet anlayışlarını yaralamak veya yok etmek istemektedirler. Bu çaba yeni değildir. Daha sahabe döneminde bile marjinal taraftarları vardır. İlk dönemlerdeki bu taraftarlar, İslâm’ı kavrayamayan ve Resulullah’ın fonksiyonunu bilmeyen bazı sözde mühtedilerdir. Sonraki temsilcileri ise müsteşrikler ve onların güdümünde çalışan fakat metodolojiye (usule) hâkim olamayan bazı akademisyenlerdir. Onların yolundaki dil ve dindeki cahiller de bu gruplara katılınca hadis ve sünnet düşmanlarının sayısı artmaya başladı. Hadis ve sünnete karşı çıkan yerli işbirlikçiler, itirazlarını bilerek yapıyorlarsa, Müslümanlığa karşı büyük bir yara açtıkları için kendileri de itikadi bir tehlikenin içine düşmüşler demektir. Özellikle şu hususun öncelikle bilinmesi gerekir ki sünneti kurumsal anlamda reddeden kâfir olur.

     Hadis-sünnet, Kur’an-ı Kerim’in tefsiridir. Hz. Peygamber’in Kur’an’dan anladıklarını sözlü veya ameli beyanıdır. Bunları Kur’an’dan ayrı düşünmek mümkün değildir. Hz. Peygamber’e beyan ve temsil hakkını layık görmeyenler, maalesef kendilerinde bu hakkı görebilmektedirler. Hadislere saldıranlar muharref meal yazarlarına beyan hakkını vererek onları sahte peygamber yapabilmektedirler. Zanlarınca Hadis-sünneti reddederek veya “yorumdur” diyerek küçük düşürmektedirler. Tekrar yinelemek isteriz ki bu kişiler Peygambere bile vermeye layık görmedikleri beyan hakkını kendi tekellerine aldıkları için fonksiyonel anlamda sahte peygamberlik iddiasında bulunmaktadırlar. İfadeler ağır da olsa netice budur. Unutmamalı ki Hadis-sünnet iyi veya kötü Müslümanı belirlemenin biricik ölçüsüdür. Sünneti reddettiğiniz zaman iyi veya kötü Müslüman olmanın ölçüsünü de Müslümanların ellerinden almış olursunuz. Hz. Peygamber (s.a.v.), hayatın genişlik alanına dair birçok uygulamada bulunmuştur. Öyle ki “Tuvalete gitme adabına kadar ümmetine muallimlik yapan”[3] Resulullah, siyasi, iktisadi, hukuki, eğitim-öğretim ve ahlaki alanları da boş bırakmamıştır. Hadis-sünnet, Hz. Peygamberin Kur’an’dan aldığı ilhamla hayatı anlamlandırmasıdır. Sünnet, İslam’ın dünya görüşüdür. Hayatın genişlik alanlarındaki bütün sorunlara çözümler üreten sünnet reddedilirse, İslam’ın, hiçbir dünya görüşüne alternatif olması söz konusu değildir. Hadis-sünneti kurumsal anlamda reddedenler “dünya ticaret merkezli; kapitalist dünya görüşünün” egemenliğini mutlaklaştıran kimselerdir.

      Hz. Peygamber (s.a.v.), birçok hadislerinde Kur’an’la beraber sünnetin bağlayıcılığına atıfta bulunmuş ve şöyle buyurmuştur: “Aranızda iki şey bırakıyorum. Onlara sıkı sıkıya tutunursanız kesinlikle sapıklığa düşmezsiniz. Bunlar; Allah’ın kitabı ve sünnetimdir.[4]” Sünneti kurumsal anlamda kabullenmek Hz. Peygamber’e itaatin tezahürüdür. Elçiye itaat eden, onu gönderene de itaat etmiş sayılır. Elçiyi gönderenle elçi arasındaki bağın önemini Resulullah şöyle dile getirmiştir: “Kim bana itaat ederse Allah’a da itaat etmiş sayılır. Bana isyan eden ise Allah’a da isyan etmiş olur.”[5] Hz. Peygamber’in (s.a.v.), söz ve uygulamalarını reddederek sözde bir itaatten bahsetmek samimi değildir. Peygamber’in buyruklarını reddederek onunla ayrılığa düşenlerin akıbeti hadiste şöyle anlatılmıştır: “Sizi serbest bıraktığım hususlarda bana bir şey sormayın. Size bir şey söylediğimde onu hemen alın. Sizden önceki ümmetler, peygamberlerine (gereksiz yere) çok soru sordukları ve onlarla ayrılığa düştükleri için helak oldular.”[6] Resulullah’a, insanlar zaman zaman sorular sorduklarında O, Cebrail kendisine haber vermeden cevap vermemiştir.[7] Bu ifadeler sünnetin bir kısmının vahiyle alakasına ışık tutmaktadır. Şayet içtihadi bir sünnette yanılgı zuhur ettiyse o zaman da Allah (c.c.) müdahale ederek yanılgıyı düzeltmiştir. Bunun anlamı şudur; Hz. Peygamber her halükârda Allah Teâlâ’nın denetimi altındadır. Risalet kurumu masumdur. İlahi denetim altında olan bir Peygamberin sünnetine karşı ciddiyet göstermek imandandır. Dolayısıyla sünnete karşı çıkmanın vahye karşı çıkmak olduğunu söyleyebiliriz. Sufyan b. Uyeyne’nin dediği gibi “Hz. Peygamber en büyük ölçüdür. Her şey O’nun hayatına arz edilir. İnsanın ahlakı, huyu ve takip ettiği yol… O’nun hayatına uyan haktır, hayatına uymayanlar ise batıldır.”[8] Süfyan b. Uyeyne bu tespitiyle Resulullah’ın hayatının yaşanmış bir Kur’an olduğuna dikkat çekmiştir. Kanaatimize göre sünnetin değeri ile alakalı söylenmiş en önemli sözlerden biridir.

      Hayatın her alanında ümmetine usve/model olan Resulullah (s.a.v.), Kur’an’ı anlama ve tefsir etmede de örnek olmuştur. Tefsir bağlamında Hz. Aişe’nin (ö: 58/677) şu açıklaması çok önemlidir: “Hz. Peygamber (s.a.v.) Cebrail’in kendisine öğrettiği sayısı belli olan ayetlerin dışında tefsir yapmadı.[9]” Resulullah (s.a.v.) bu davranışıyla; Kur’an’ın tamamını tefsir etmemekle, ümmetinin âlimlerinin yolunu sürekli açık tutmuş ve ilmi gelişmelere zemin hazırlamıştır. Şayet Hz. Peygamber Kur’an’ın tamamını tefsir etseydi ve bu tefsir de bize sahih kanallarla gelecek olsaydı, kimse tefsir yapamazdı. Resulullah’ın sözü üzerine kimse söz söyleyemezdi. Resulullah’ın tefsiriyle ile ilgili Hz. Aişe’nin bu sözü oldukça önemlidir. Hz. Ömer’in şu sözü de Hz. Aişe’yi destekler mahiyettedir: “Faizle ilgili ayetler Resulullah’a (s.a.v.) en son inen ayetlerdir. Bu ayetlerin nüzulünden kısa bir süre Resulullah (s.a.v.) vefat ettiği için bu ayetleri bize yeteri kadar tefsir edemedi. Bu münasebetle faizi ve faiz şüphesi olan her şeyi bırakınız.[10]” bir başka rivayette ise Hz. Ömer şöyle demiştir: “Şu üç hususta Hz. Peygamber gerekli açıklamayı yapsaydı bana dünya ve içindekilerden daha sevimli olurdu (dünyalar benim olurdu). Bunlar; kelâle, faiz ve hilafet meseleleridir.[11]” Her iki rivayet de bize Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Kur’an’ın tamamını tefsir etmediğine dair ipuçları vermektedir.

      Esasında Resulullah (s.a.v.), Kur’an-ı Kerim’i yaşamak suretiyle tefsir etmiştir. Bu hususta Cabir b. Abdullah (r.) şu tespiti yapmıştır: “Kur’an Resulullah’a nazil oluyordu. O Kur’an’ın te’vilini bildiği için içerisindeki şeyleri uygulayınca biz de onun gibi amel ediyorduk…[12]” Hz. Peygamber, sahabesini, ilim ve ameli eş zamanlı öğreterek eğitmiştir.[13] Kur’an-ı Kerim’i öğretme hususunda “Ben sizin için bildiklerini öğreten baba konumundayım.”[14] buyurmuş ve Kur’an’daki taharet emrinin gereğini teferruatıyla tanıtıp amel edilmesini sağlamıştır.[15] Namazla ve diğer emirlerle ilgili kapalılıkları sahabesine tek tek anlatmıştır.[16] İnsanlar, çevre ülkelerden ve yerleşim yerlerinden Resulullah’a geldiklerinde O, salâtı/namazı, sünnetlerini ve diğer farzları bu heyetlere talim etmiştir.[17] Taliminde temsil de vardır. Yaşamak suretiyle dini tebliğ etmek ve sözlü talim, onun öğretim metodunun özünü oluşturur. Bu nedenle Hz. Aişe, “O’nun karakteri, hayat tarzı; ahlakı Kur’an’dır” demek suretiyle, Resulullah’ın vahyi, hayatında ameli hâle getirdiğine dikkat çekmiştir. Tüm bunların hülasası Kur’an ve sünnet hidayettir. Bu durumu en iyi bilen Resulullah (s.a.v.); “Kendilerine sıkı sıkıya tutunduğunuzda asla sapkınlığa düşmeyeceğiniz iki şeyi sizlere (emanet) bıraktım. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Elçisinin sünneti/hayat tarzıdır” buyurmuştur.[18] Hidayet vesilesi olan sünnet ve bunların sözlü ifadesi olan hadisler bilinmeden veya hesaba katılmadan yapılan bir meal hatalarla ve yanlışlarla maluldür.

      Burada şu hususu açıkça söylemek isteriz; mevcut hadis kitaplarının tamamına vakıf olmadan tefsir yapmaya ve meal vermeye çalışmak bize göre hadsizliktir. Kur’an’ın kendisine nazil olduğu ve tebyin hakkının verildiği fetanet sahibi Peygamber’i dışta tutarak yapılan tüm meal ve tefsir çalışmaları kadüktür; bereketsizdir. Bir müfessir veya meal yazarı, Kur’an ayetlerini meydana getiren kelime ve kavramların ilk ortaya çıktıkları sırada ve onların ilk okuyucusu olan Resulullah tarafından okunduğunda, onun etrafında bulunan kimselerin onlardan ne anladıklarını tespit etmeye özellikle dikkat etmeleri gerekir. Bu durum bile yetersizdir. Çünkü sözlü ve fiili anlatımla beraber Hz. Peygamber’in, beyan esnasında mübarek bedeninde oluşan jest ve mimikleri de vardır. Ayetlerin tebliğ ve tebyininde bu jest ve mimikleri tefsire yansıtamamak bizce çok büyük bir eksikliktir. Günümüz meal yazarları ise bu jest ve mimikleri tespit konusunda tek adım bile atmamışlardır.

    Buraya kadar meal ve tefsirde hadis-sünnetin önemiyle ilgili metodik açıklamalarda bulunduk. Şimdi ise Resulullah’ın beyanından birkaç örnekle yetinip bu örneklerin meallere yansıyıp yansımadığına bakacağız. Abdullah b. Abbas’ın rivayet ettiği şu tefsir şekli meallere, hadiste ifade edildiği gibi yansıması gerekirdi. Resulullah Hicr suresinin 90. Ayetindeki “مُقْتَسِم۪ينَۙ” kelimesine Yahudiler ve Hristiyanlar anlamı vermiştir. 91. Ayetteki “عِض۪ينَ” kelimesine ise, “Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayanlar” manası vermiştir.[19] Maalesef meallerimizin neredeyse tamamına yakını yukardaki ayetin mealiyle alakalı Peygamber Efendimizin tefsirine ve verdiği anlama bakmamışlardır. Diyanet’in mealleri ve tefsir duayenlerinin (!) yaptığı mealler, her fırsatta Müslümanlara saldırmayı şiar edinen ve onların zekâlarıyla alay eden ilahiyatçıların mealleri, Hicr suresinin 90 ve 91. Ayetlerine çok hatalı anlamlar vermişlerdir. Derslerine hiç çalışmamışlar ve verdikleri mana da anlaşılmamaktadır. Tecrübe edebilirsiniz. Herhangi bir meali alın ve aile bireylerinizi toplayın, sonra da seçtiğiniz meali okuyun. Anlaşılmadığını göreceksiniz. Ayrıca mealler arasında çok farklı anlamlar vardır. Tek ortak noktaları anlaşılmamaktır. Emeğine saygı duyduğumuz bir insan olan Hasan Basri Çantay’ın mealinin hâline bir bakalım: “Nitekim iş bölümü yapanlara, Kur'ânı parçalayanlara da (öyle azâb) indirmişdik.” Bu mealden bir şey anlamak zor. Muhammed Esed ve İslamoğlu’nun mealleri birbirinin aynısı ve anlaşılmaz: “işte onlar, [şimdi] Kur’an'ı da tutarsız, insicamsız bir anlam [demeti] olarak göstermek istiyorlar!” Mustafa İslamoğlu meali; “Onlar ki, (şimdi de) Kur’an’ı birbirinden kopuk sözler demeti olarak tasavvur ediyorlar.” Ömer Nasuhi Bilmen şu manayı vermiştir: “O kimseler (in üzerine ki Kur'an'ı) taksime uğratmak istemişlerdi.” Doğru bir anlam çıkarmak bulmaca çözmekten daha zordur. Kafasındakini Allah’a söyletmeyi şiar edinen yaşar Nuri Öztürk ilginç bir manayı tercih etmiştir: “Onlar ki Kur'an'ı parça parça/bölük bölük/falcılık aracı yaptılar.” Bu çeviri Kur’an’ın nüzul dönemini hesaba katmadan verilen bir anlamdır. Hüseyin Atay’ın mealinden bir şey anlamak asla mümkün değil: “Bölenlere indirmiş olduğumuz gibi; Ki onlar, Kuranı bölük pörçük ettiler.” Her fırsatta Kur’an üzerinden insanların akıllarıyla alay edenler acaba yazdıklarını bir defa dönüp okudular mı? Tuncer Namlı da benzeri anlaşılmaz şeyler derlemiş. Ali Bulaç’ın mealini anlamak ise asla mümkün değildir. Meal şöyle: “Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi ki onlar Kur'an’ı parça-parça kıldılar.” Süleyman Ateş’in verdiği mealden de bir mana çıkmamaktadır: “(Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!” Mehmet Okuyan ise Hicr suresinin bu ayetindeki “مُقْتَسِم۪ينَۙ” kelimesine yalan yere yemin anlamı vermiştir. Deyim yerindeyse şâz bir yaklaşımdır. Okuyan’ın; “مُقْتَسِم۪ينَۙ” kelimesine yalan yere yemin anlamı vermesi oldukça zorlama ve tutarsızdır.  Hz. Peygamber’in açıklamasına göre; “Kitaplarının bir kısmına iman edip bir kısmını reddeden Yahudilere ve Hristiyanlara” tehdit içeren bu ayete Mehmet Okuyan gibi meal verilecek olursa mealler arası büyük fark ve çelişki ortaya çıkmış olmaktadır. İşte burada “mealle namaz kılınmaz” diyenlerin ne kadar haklı oldukları zahirdir. Hâl böyleyken “çevriyle namaz kılınır” cehaletini savunanlar ne namaz, ne de Kur’an bilmeyen ideolojik düşünce erbabıdır. Mustafa Öztürk ise çeşitli kaynaklara bakmış ve şöyle bir anlam vermiştir: “Nitekim biz vaktiyle peygamberlerini ortadan kaldırmak üzere bir araya gelip işbirliği yapanları [Salih'in kavmini] cezalandırdığımız gibi o müşrikleri de cezalandırırız. Onlar Kur'an hakkında şiir, sihir, eskilerin masalları gibi yakıştırmalarda bulundular.” Sonra da mealin altına açıklama cümlesi yazmıştır: Bu ayetteki ellezine ce'alü'l-kur'ane 'ıdın ifadesi, bir önceki ayete verilen mana ile de bağlantılı olarak farklı şekillerde yorumlanmıştır. Bizim tercümemiz Mücahid, Katade ve İbn Zeyd gibi müfessirlerin yorumlarına dayanmaktadır (Bkz. İbnü'l-Cevzi, Zadü'l-Meslr, IV. 419).” Bizim iddiamız Peygamber tefsirine niçin bakılmadığı ile alakalıdır. Ayrıca şu hususu hatırlatalım. Mustafa Öztürk, en güvenilir tefsirlerin Hz. Peygamber’e yakın dönem çalışmaları olduğunu vurgulamaktadır. Bu anlamda Taberi’den öncekilere bakması gerekirdi. Aynı ayetlerle ilgili; ilk müfessirlerden ve Basralılara göre Tabiin’in en büyüklerinden olan Hasan el-Basri (ö.h:110) şöyle demiştir: Kitaplarının bir kısmına iman edip bir kısmını inkâr eden Yahudi ve Hristiyanlardır. Onlar kitaplarını tahrif edip parçalara ayırdılar.[20]

İbni Abbas’ın öğrencisi Mücahid (ö.h:104) ise; onlar Ehli Kitap olan Yahudi ve Hristiyanlardır ki kitaplarını parçalayıp değiştirdiler. Okudukları vahyi/Kuran’ı sihir ve şiir diyerek itibarsız yaptılar, yorumunu yapmışlardır.[21] Mukatil b. Süleyman (ö.h:150) da; Kitaplarını parçalayan Yahudi ve Hristiyanlardır. Tevrat’a iman edip İncil’i inkâr ettiler, İncil’e inanıp Kur’an’ı reddettiler. Bunlar Yahudilerin ve Hristiyanların nitelikleridir. Kitabı parçalarlar, kitaplarının bir kısmını kabul ederken diğer bir kısmını kabul etmezler. Kitabın tamamı üzerinde iman üzerine bir araya gelemezler.[22] Mustafa Öztürk de ilk dönem tefsirlerine bakmamış, Taberî’deki nakillerle yetinmiştir. İlk dönem müfessirleri belli ki yukarıda verdiğimiz Peygamber tefsirini almışlardır. Biz ise gücümüz kesilene kadar araştırmak yerine garip anlamlarla vahyi anlaşılmaz hâle getirmişiz. Şöyle bir anlam tercih edilebilirdi: “Gerçekten Biz, senden öncekilere de, Ehli Kitaba da kitaplar indirmiştik; fakat onlar bu kitapların bir kısmına iman edip bir kısmını inkâr ederek vahyi param parça etmişlerdi. Onlar şimdi de Kur’an’ı parçalayarak veya ona sihir, şiir diyerek geçersiz kılmaya çalışıyorlar.” Bu anlamın karşısında Ali Bulaç’ın mealini nasıl doğru anlayalım: “Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi ki onlar Kur'an’ı parça-parça kıldılar.” Aslında Arapça bilmemekten öte, meal yazarlarımızın çoğunluğu Türkçe bilmemektedirler.

     Peygamber Efendimizin tefsirini bilmemenin sonuçlarıyla ilgili vereceğimiz bir başka örnek Enam suresindendir. Bu surenin 82. Ayeti nazil olunca sahabe üzülmüş ve “Hangimiz kendimize zulmetmiyoruz” diye hayıflanmışlardır. Sahabeyi gören Resulullah, “Mesele sizin bildiğiniz gibi değil, buradaki zulüm Lokman suresindeki zulümdür” buyurmuştur.[23] Resulullah, burada; “Şirk en büyük zulümdür”[24] ayetine atıfta bulunmuş veya Kur’an’ı Kur’an ile tefsir etmiştir. Peygamber Efendimiz bu örnekle aynı zamanda Kur’an’a bütünlük çerçevesinde baktığını da göstermiştir.  Bu nebevi tefsir bağlamında meal yapacak olursak, ayete bilinen basit, kapalı, anlaşılmaz ve sıradan mealin dışında anlam vermemiz gerekir. Ayet şöyledir: “اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوا ا۪يمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ۟” “(Allah’a yürekten ve kâmil anlamda) inanan ve imanlarına şirk (ve küfür) bulaştırmayanlar var ya, işte her türlü tehlikeden kurtulup güvene kavuşmak onların hakkıdır; doğru yolda olanlar da, yalnızca onlardır.”[25] Peygamber Efendimizin bu ayete getirdiği açıklamayı meal yazarları kaynaklara bakarak tercih etmek yerine, “zulüm” kavramına en basit manayı; haksızlık anlamını vererek geçiştirmişlerdir. Böyle bir mealden; şirk ile imanın aynı kalpte bulunamayacağı sonucu çıkmamaktadır. Ayetin amacı da bu yanlış meallere göre gerçekleşmemektedir. İsimlerini anacağımız bazı meal hazırlayıcıları, eserlerinde Hz. Peygamber’in tefsirine bakmamışlardır: Abdülbaki Gölpınarlı, Ahmet Didin, Abdullah Parlıyan, Ahmet Varol, Ali Bulaç, Besim Atalay, Diyanet Vakfı Meali, Elmalılı Hamdi Yazır, Hasan Basri Çantay, İlyas Yorulmaz, Kadri Çelik, Mehmet Türk, Muhammed Esed, Muhammed Hamidullah, Mustafa İslamoğlu, Ömer Nasuhi bilmen, Sadreddin Gümüş, Salih Akdemir, Süleyman Ateş, Şaban Piriş, Yaşar Nuri Öztürk. Bu ayete meal verirken Ali Fikri Yavuz, Mahmut Kısa, Bayraktar Bayraklı vb. daha doğru anlamı yakalamışlardır. Yukarda ismi geçenler içerisinde tefsir üstatları da vardır. Biz onları asla küçümsemiyoruz. Tefsirlerinde belki de gerekli malumatı vermişlerdir. Süleymaniye Vakıf meali ise ayeti anlaştırmamak için elinden geleni yapmıştır. Bu vakfın tercih ettiği meal şöyledir: “Kimler inanıp güvenir ve bu imanlarına bir yanlışı karıştırmazsa, güven onların hakkıdır. Onlar doğru yoldadırlar.” Bu mealde siyak ve sibak gözetilseydi, böyle bir mana verilmezdi. Sadece merak ettiğimiz, meal yazarları çalışmalarını yaparlarken ana kaynakların tamamına bakma lütfunda bulunuyorlar mı? Bu sorunun cevabı evet olsaydı bu kadar kötü mealler yapılmazdı.

      

 


[1] Nahl 16/64.

[2] Bak: A’raf 7/157.

[3] Ebu Davud, I, Taharet, IV, h.no: 7, c.I, s.17.

[4] Hakim, Müstedrek, İlim, h.no: 319, c.I, s.172.

[5] İbni Mace, Mukaddime, I, had.no: 3, c.I, s.4.

[6] Abdurrezzak, Musannef, h.no: 20372, c.XI, s.220; Tirmizi, 17, İlim, h.no: 2679, c.V, s.47.

[7] Hakim, Müstedrek, h.no: 6029, c.III, s. 548-9.

[8] Bağdadi, Hatib, Ahlaku’r-Ravi, c.I, s.120.

[9] Taberi, Camiu’l-Beyan, c.I, s.62.

[10] İbni Mace, 12, Ticaret, 58, h.no: 2276, c.II, s.764.

[11] İbni Mace, 23, Feraiz, 5, h.no: 2727, c.II, s.911.

[12] İbni Kayyim el-Cevzi, Ebu Abdullah b. Muhammed, İlamu’l-Muvakkîn, D.K.İ., Beyrut, trsz,c.IV, s.116.

[13] İbni Ebi Şeybe, Musannef, Fedail, c.VII, s.152; Abdurrezzak, Musannef, Fedail, c.III, s.380.

[14] Nesai, Taharet, I, h.no: 36, c.I, s.38.

[15] Bak: Ahmed, Müsned, c.V, s.54; Nesai, Taharet, I, h.no: 36, 42, c.I, s.38.

[16] Nesai, İmame, 10, h.no:38, c.II, s.97.

[17] Ahmed, Müsned, c.VI, s.427.

[18] Mâlik, Muvatta, 46, Kader, 1, c. I, s. 899.

[19] Hâkim, Müstedrek,  Tefsir, Had. No: 3353, c. II, s. 386.

[20] Hasan el-Basri, Tefsir, c. I, s. 463.

[21] Mücahid, Tefsir, s. 130.

[22] Mukatil, Tefsir, c. I, s. 310.

[23] Ahmed, Müsned, (tah: Muhammed Şakir,  had. No: 3589) c. V, s. 207.

[24] Lokman 31/13

[25] Enam 6/82



Bu yazı 293 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
YAZARLAR
nöbetçi eczaneler
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 28 22 1 5 69 29 71 +40
2 Fenerbahçe 27 20 2 5 67 25 65 +42
3 Samsunspor 28 15 7 6 44 32 51 +12
4 Beşiktaş 27 13 6 8 41 27 47 +14
5 Eyüpspor 28 12 8 8 41 32 44 +9
6 Başakşehir FK 27 11 10 6 44 38 39 +6
7 Göztepe 27 10 9 8 45 35 38 +10
8 Gaziantep FK 27 11 11 5 36 36 38 0
9 Kasımpaşa 28 9 8 11 49 52 38 -3
10 Trabzonspor 27 9 9 9 44 32 36 +12
11 Antalyaspor 28 10 12 6 32 52 36 -20
12 Konyaspor 28 9 12 7 34 40 34 -6
13 Çaykur Rizespor 27 10 14 3 34 46 33 -12
14 Alanyaspor 28 8 13 7 32 42 31 -10
15 Sivasspor 28 8 14 6 38 46 30 -8
16 Bodrum FK 28 8 14 6 22 33 30 -11
17 Kayserispor 27 7 11 9 32 46 30 -14
18 Hatayspor 27 4 16 7 29 51 19 -22
19 Adana Demirspor 27 2 21 4 26 65 2 -39
Takım O G M B A Y P AV
1 Kocaelispor 31 18 5 8 47 25 62 +22
2 Fatih Karagümrük 31 16 7 8 50 30 56 +20
3 Erzurumspor FK 31 16 9 6 45 26 54 +19
4 Gençlerbirliği 31 14 8 9 40 32 51 +8
5 Bandırmaspor 31 14 8 9 41 38 51 +3
6 İstanbulspor 31 15 12 4 49 30 49 +19
7 Çorum FK 31 12 9 10 40 33 46 +7
8 Amed SK 31 11 7 13 35 28 46 +7
9 Boluspor 31 12 10 9 37 30 45 +7
10 Ümraniyespor 31 12 10 9 42 36 45 +6
11 Esenler Erokspor 31 11 9 11 44 38 44 +6
12 Iğdır FK 31 12 11 8 35 30 44 +5
13 Keçiörengücü 31 11 11 9 49 42 42 +7
14 Pendikspor 31 11 12 8 38 40 41 -2
15 Sakaryaspor 31 9 10 12 41 45 39 -4
16 MKE Ankaragücü 31 11 15 5 39 37 38 +2
17 Manisa FK 31 11 16 4 38 42 37 -4
18 Şanlıurfaspor 31 9 15 7 37 42 34 -5
19 Adanaspor 31 6 16 9 26 50 27 -24
20 Yeni Malatyaspor 31 0 31 0 11 110 21 -99
Takım O G M B A Y P AV
1 Sarıyer 28 20 2 6 69 18 66 +51
2 Batman Petrolspor 28 21 5 2 51 20 65 +31
3 GMG Kastamonuspor 28 16 2 10 48 21 58 +27
4 Altınordu 28 15 3 10 52 25 55 +27
5 Adana 1954 Futbol Kulübü 28 15 7 6 49 25 51 +24
6 İskenderunspor A.Ş. 28 12 6 10 43 29 46 +14
7 Beykoz Anadolu 28 13 9 6 38 37 45 +1
8 1461 Trabzon FK 28 10 11 7 35 32 37 +3
9 Fethiyespor 28 9 9 10 30 28 37 +2
10 Kırklarelispor 28 9 10 9 35 33 36 +2
11 24Erzincanspor 28 8 10 10 38 43 34 -5
12 Isparta 32 Spor 28 6 10 12 25 31 30 -6
13 Sincan Belediye Ankaraspor 28 7 13 8 31 35 29 -4
14 İnegölspor 28 7 10 11 31 41 29 -10
15 Kepezspor FAŞ 28 6 15 7 28 41 25 -13
16 Karaköprü Belediyespor 28 4 16 8 27 45 20 -18
17 Altay 28 6 19 3 23 61 18 -38
18 Hes İlaç Afyonspor 28 0 27 1 6 94 5 -88
Takım O G M B A Y P AV
1 Bursaspor 25 17 1 7 54 12 58 +42
2 Karşıyaka 26 16 4 6 50 23 54 +27
3 Belediye Kütahyaspor 25 14 5 6 45 26 48 +19
4 Düzcespor 25 13 5 7 33 22 46 +11
5 Muş Spor Kulübü 25 11 4 10 33 20 43 +13
6 Silifke Belediye Spor 25 11 7 7 42 28 40 +14
7 Anadolu Üniversitesi 25 10 8 7 33 28 37 +5
8 Artvin Hopaspor 25 8 8 9 17 24 33 -7
9 Kahramanmaraşspor 25 8 12 5 27 34 29 -7
10 Bulvarspor 25 7 11 7 29 44 28 -15
11 Tokat Bld Plevnespor 25 6 11 8 21 25 26 -4
12 Bornova 1877 25 5 10 10 31 42 25 -11
13 Kırşehir Futbol SK 25 6 13 6 23 44 24 -21
14 23 Elazığ Futbol Kulübü 25 5 12 8 15 25 23 -10
15 Kuşadasıspor 26 6 18 2 22 47 20 -25
16 Ergene Velimeşe 25 3 17 5 11 42 14 -31
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 04/04/2025 Adana Demirspor vs Kayserispor
 05/04/2025 Çaykur Rizespor vs Sivasspor
 05/04/2025 Başakşehir FK vs Konyaspor
 05/04/2025 Antalyaspor vs Samsunspor
 06/04/2025 Alanyaspor vs Bodrum FK
 06/04/2025 Hatayspor vs Eyüpspor
 06/04/2025 Fenerbahçe vs Trabzonspor
 07/04/2025 Göztepe vs Gaziantep FK
 07/04/2025 Kasımpaşa vs Beşiktaş
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 04/04/2025 İstanbulspor vs Yeni Malatyaspor
 04/04/2025 Amed SK vs Iğdır FK
 04/04/2025 Şanlıurfaspor vs Boluspor
 05/04/2025 Manisa FK vs Keçiörengücü
 05/04/2025 Sakaryaspor vs Adanaspor
 05/04/2025 Çorum FK vs Esenler Erokspor
 05/04/2025 Fatih Karagümrük vs Erzurumspor FK
 06/04/2025 Ümraniyespor vs Pendikspor
 06/04/2025 Bandırmaspor vs Kocaelispor
 06/04/2025 MKE Ankaragücü vs Gençlerbirliği
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 02/04/2025 Fethiyespor vs 1461 Trabzon FK
 02/04/2025 Batman Petrolspor vs Karaköprü Belediyespor
 02/04/2025 Beykoz Anadolu vs Adana 01 Futbol Kulübü
 02/04/2025 GMG Kastamonuspor vs Altınordu
 02/04/2025 Isparta 32 Spor vs Kepezspor FAŞ
 02/04/2025 Kırklarelispor vs İnegölspor
 02/04/2025 Sincan Belediye Ankaraspor vs Sarıyer
 06/04/2025 Adana 01 Futbol Kulübü vs İskenderunspor A.Ş.
 06/04/2025 Batman Petrolspor vs İnegölspor
 06/04/2025 Sincan Belediye Ankaraspor - 24Erzincanspor Sincan Belediye Ankaraspor ligdeki son 5 maçında hiç kaybetmedi  Sincan Belediye Ankaraspor yenilmez
 06/04/2025 Sincan Belediye Ankaraspor - 24Erzincanspor 24Erzincanspor ligdeki son 10 maçında hiç kazanamadı  Sincan Belediye Ankaraspor yenilmez
 06/04/2025 Batman Petrolspor - İnegölspor Batman Petrolspor ligde evindeki son 13 maçında hiç kaybetmedi  Batman Petrolspor yenilmez
 06/04/2025 GMG Kastamonuspor - Kırklarelispor GMG Kastamonuspor ligdeki son 15 maçında hiç kaybetmedi  GMG Kastamonuspor yenilmez
 06/04/2025 Fethiyespor - Kepezspor FAŞ Fethiyespor ligde evindeki son 8 maçında hiç kaybetmedi  Fethiyespor yenilmez
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 02/04/2025 Anadolu Üniversitesi vs Kırşehir Futbol SK
 02/04/2025 Düzcespor vs Bornova 1877
 02/04/2025 Ergene Velimeşe vs 23 Elazığ Futbol Kulübü
 02/04/2025 Kahramanmaraşspor vs Bursaspor
 02/04/2025 Muş Spor Kulübü vs Bulvarspor
 02/04/2025 Silifke Belediye Spor vs Belediye Kütahyaspor
 02/04/2025 Tokat Bld Plevnespor vs Artvin Hopaspor
 06/04/2025 Anadolu Üniversitesi vs Düzcespor
 06/04/2025 Muş Spor Kulübü - Tokat Bld Plevnespor Tokat Bld Plevnespor ligde deplasmandaki son 7 maçında hiç kazanamadı  Muş Spor Kulübü yenilmez
 06/04/2025 Bursaspor - 23 Elazığ Futbol Kulübü 23 Elazığ Futbol Kulübü ligdeki son 5 maçında hiç kazanamadı  Bursaspor yenilmez
 06/04/2025 Silifke Belediye Spor - Bornova 1877 Bornova 1877 ligdeki son 10 maçında hiç kazanamadı  Silifke Belediye Spor yenilmez
 06/04/2025 Muş Spor Kulübü - Tokat Bld Plevnespor Muş Spor Kulübü ligde evindeki son 12 maçında hiç kaybetmedi  Muş Spor Kulübü yenilmez
 06/04/2025 Bursaspor - 23 Elazığ Futbol Kulübü Bursaspor ligde evindeki son 13 maçında hiç kaybetmedi  Bursaspor yenilmez
 06/04/2025 Anadolu Üniversitesi - Düzcespor Anadolu Üniversitesi ligde evindeki son 9 maçında hiç kaybetmedi  Anadolu Üniversitesi yenilmez
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
HAVA DURUMU
HABER ARA
YUKARI